« Önceki |

8/10/2009

Türk’ten Samuray olur mu?

Yeniden 2. kez ‘Devrim Arabaları’nı izlemek üzere filmi yerleştirdi dvd oynatıcıya kadın ve oturdu… Bu kez ilk baştan başlamıştı ağlamaya, ailecek seyrediyorlardı filmi, annesi de izlesin istemişti… Atatürk hayranıydı annesi, büyük babası, yani annesinin babası tanırdı Mustafa Kemal’i… Ve hep hayranlıkla anlatmıştı annesine ölmeden önceki güzel günlerinde O’nu…

 

Arkadaşlarının yanında hiç çekinmeden doyasıya ağlayabilirdi, oysa ailesinin yanında böle açık açık ağlamak istemiyor, anlaşılmasın diye çaba harcıyordu ama mümkün değildi bu. Ya burnunu çekiyordu yavaştan ya da elleriyle akan gözyaşlarını siliyordu… İlk baştan da hazırlıklıydı oysa, bir yığın halinde toplamıştı kağıt peçeteleri önüne… Biliyordu, annesid tutamayacak gözyaşlarını ve paylaşacaklardı bu peçeteleri…

 

……

 

Film bittiğinde  çok uzun zamandır beklediği ve sonunda basılmış, sadece kıtapçılardaki raflarda yerini almayı bekleyen bir kitabı aradığı kitapevi birkaç saat önce ‘henüz gelmemiş’ demeiş olmasına rağmen acele hazırlanıp çıktı evden…

 

Yürüyecekti hem, biraz yalnız kalmak istiyordu…

 

……

 

Ne kadar hızlı ve kararlı yürüdüğünü fark etti yolda ansızın… Tek düşündüğü vardı… Kitap…

 

……

 

Onun için çok önemliydi bu kitap… Kendi kitabı sanki raflardaki yerini alacak ve çok insan okuyabilecekti, tanıyacaktı yazarı da…

 

….

 

Aradığı kitabın adını söyledi kadın ‘Türk’ten Samuray olur mu?’ genç hemen ‘olmaz’ dedi… Kadın ağzından  kesin ve kararlı ‘olur’ sözcükleri döküldü…

 

Mağazadaki görevli kitabın adını yazıyor ama bir türlü kitap var mı yok mu görünmüyordu!!!  İçinden ‘tamam sakinim’ dedi ve görevlinin de heyecanını görünce ona da ‘sakin olun, şimdi göreceğiz’ dedi…  Görevli yine heyecanla ‘ yok’ dedi ‘ben hiperaktifim ondan’

 

…..

 

Mağazadaki tüm stok olan 3 kitabı da aldı… Oysa daha çok sayıda satın alacak ve hediye edecekti sevdiklerine, yine de okuyabilecekti ya kendisi…

 

Daha kasaya yanaşmadan sayfaları çevirdi ve ilk okuduğu kitaptaki son sayfada ki son bölüm olan ‘Sonsöz’dü… ‘Birşeyi yapmak için son güne kadar beklemeyin. Hemen şimdi yapın. Gerçek başarı budur. Sevgilerimle S.A.’

 

………

 

 

‘Türk’ten Samuray olur mu?’ Doç.Dr.Serkan Anılır’ın ilk Türkçe kitabı. Kitabı Serkan Anılır yazdı, içindeki resimler Mehmet Çağçağ’a ait…

 

…..

 

Burada iki sözüm var, biri Serkan Anılır’ı tanıyanlara… Serkan Anılırı sözle sevmek yetmez… Hadi şimdi siz de 2 Serkan Anılır kitabı alın, biri kendiniz diğeri de sevdiğiniz bir kişiye hediye olsun. Ve hediyenizi verirken ‘sen de en az bir kişiye hediye edeceksin bu kitaptan’ ;) diyin…

 

Ve Serkan Anılır’ı tanımıayanlar, haydi sizde bir kitap alın ve hem Serkan Anılır’ı tanıyın hem de bizimle paylaştığı deneyimlerinden öğrenin…

 

…….

 

Kitabı mutlaka okuyun…

 

24/8/2009

Yeni yazılar...

Artık yeni yazılarımı buradan okuyabilirsiniz... Şimdilik...

......

Yeni bir dönem, yeni bir başlangıç, eski günlerden öğrenilmişliklerle...

6/4/2009

ashuahaber

Burada yazmaya uzun zaman ara vermişim... Yazabildiğim bir köşem, kendimi ifade edebileceğim, deneyimlerimi paylaşabileceğim bir alanım olduğundan burada yazmaya fırsatım, kimi zamanda gerek olmuyor...

Tabii ki anlatacak çok şey var, paylaşılacak...  ashuahaber portal da daha cok insana ulaştığını düşündüğümden belkide oradaki sayfamda yazıyorum...  Siz henüz haberdar değilseniz işte adres...

http://www.ashuahaber.com/index.php?id=yazar&yazar=12&yazi=280

bu benim yazılarım için...


http://www.ashuahaber.com/index.php?id=Anasayfa  bu da ashuahaber ana sayfa...    ; ))

belki gözatarsınız....



4/3/2009

Biz istersek....

Uzunca bir dönemden sonra, tamamlanan projeler, hızla ilerleyen zaman, baharı izlemek mümkün artık...  Çiçeklerini açmış ağaçlar görüyorum dışarıda... Biz neler yaşarsak yaşıyalım doğa kendi sürecine devam ediyor...  Bazen yaşananlar etrafımızdaki güzellikleri görmemizi, onlara bakarak yaşamın ne harika bir şey olduğunu   kaçırmamıza neden olsada.        

Dostlarımızın, arkadaşlarımızın varlıkları ve paylaşılanlar, kimi geçmişte kalmış, hayatımıza yeni dostlar, arkadaşlar girmiş olsada yaşam aslında 'muhteşem güzelliği' ile devam ediyor...

Sanırım tek yapmamız gereken sakince durup 'bakmak ve görmeyi seçmek'...  Görmeyi seçersek eğer yaşamımızda aslında ne de çok güzellikler olduğunu 'farkedebiliriz'...  Biz ne yaparsak yapalım bu günler de geçecek ve kimi zaman geçen zamanın ardında o dönemde yaşananlar yüzlerdeki tebessümle anlatılır... Neden içinde yaşarken yapmıyalım bunu... Evet işte, 'bu dönem sıkıntılı bir süreçten geçiyorum ama yürüyorum, ilerliyorum ve biliyorum bu sürecin de bir sonu var' diyebiliriz istersek...

Bu çok kolaymıdır!!!   Eğer biz istersek 'herşey çok kolaydır'... Sihirli cümle bu... Biz istersek herşeyi 'kolay' kılabiliriz... Olması gereken olur, bizi etkilemeden, yaralamadan geçer gider... Hatta eğlenebiliriz bile...

Evet,  'Eger Sen İstersen Neden Olmasın' programını tamamladık ve bunun üzerine de böyle bir yazı çıktı ortaya...  Daha güzel yeni projelerin haberlerini vermek üzere...





6/2/2009

Eğer Sen İstersen... Neden Olmasın....

Bu gece 21.30'da ve her cuma akşamı 21.30'da Kanaltürk ekranlarında yayınlanan bir tv programımız var....

Hafta içi her gün de 16.30-17.30 arası yarışmacıların günlük yaşamlarından kesitler'i izleyebilirsiniz....


Biz hem izliyor hem de canlı yayınlarda stüdyodan katılıyor olacağız...  ;))